Milli Mücadele Nedir? Amacı, Gerekçesi ve Yöntemi

Milli Mücadele Nedir? Amacı, Gerekçesi ve Yöntemi

Milli Mücadele Nedir? Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla başlayan, 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi ile sona eren dönemdir.

Milli Mücadele, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmasıyla başlayan, 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen sona eren bir mücadele dönemidir. Osmanlı Devleti’ni İtilaf Devletlerinin işgalinden kurtararak yeni bir devlet kuran Mustafa Kemal Atatürk, bu mücadele dönemi süresince bütün halkı mücadeleye çağırmıştır. O ve bütün mücadeleci insanlar gerek ailelerinden gerek kendilerinden büyük fedakârlıklar yaparak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamışlardır. Ülkenin bu günlere kadar gelmesini sağlamışlardır. Bu yazımızda, Milli Mücadele’nin amacı, yöntemi, önemi ve sonuçları hakkında bilgi verdik.

Milli Mücadele Nedir?

Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı başlarında tarafsızlık politikası izlemiştir. Daha sonralarda bir şekilde savaşa İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan) ile katılmıştır. Savaşın sonucunda İttifak Devletleri kaybetmiştir. İtilaf Devletleri, İttifak Devletleri ile antlaşmalar imzalamıştır. Sonrasında işgal hazırlıkları yapmaya başlamıştır. İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını paylaşmış, işgallere ve saldırılara başlamıştır. Tüm bunların yanında Osmanlı halkına zulümler etmiştir. Bir sürü insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, ülkeyi bu durumdan kurtarmak için silah arkadaşlarıyla beraber planlar yapmıştır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak bu planlarını gerçekleştirmek için ilk adımı atmıştır. Anadolu’nun birçok şehrine kongreler düzenlemiştir. Şifreli dillerle telgraflar çekmiş, on binlerce zorluğa rağmen halkı mücadeleye çağırmıştır.

Milli Mücadele’nin Amacı

İşgallerin başlamasıyla beraber Türk milletine yapılan zulümler de artmıştır. Türk milleti yapılan zulümler karşısında teçhizat eksikliği ve güçsüzlükten dolayı başkaldıramamaktaydı. Bu durum karşısında boyun eğmek durumunda kalmıştır. Mustafa Kemal, milletin bağımsız, refah bir ülkede yaşamasını istemiştir. Bu hayalini gerçekleştirebilmek için de harekete geçmiştir. Amasya Genelgesi’nin 3 maddesinde de yazıldığı gibi “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” diyerek Milli Mücadele’nin amacının bağımsızlık kazanmak olduğu belirtilmiştir.

Milli Mücadele’nin Yöntemi

Amasya Genelgesi’nin “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” maddesiyle aynı zamanda Milli Mücadele’nin yönteminin milletin azmi, yani bağımsızlık aşkı, olduğu da belirtilmiştir.

Milli Mücadele’nin Gerekçesi

Ülke, İtilaf Devletleri tarafından bölüşülmüş ve işgal edilmiştir. Başka bir devletim himayesi altında yaşamak istemeyen Türk milleti, bir kurtuluş yolu aramaktadır. Kendilerini çeşitli yollarla savunmaya çalışmaktadır. Ancak bunu küçük gruplar halinde yaptıklarından ötürü başarılı olamamaktadırlar. Osmanlı Devleti ise bu işgaller karşısında sakinliğini korumuştur. İtilaf Devletlerine boyun eğmiştir. Kısaca, Milli Mücadele’nin temel gerekçesi, Amasya Genelgesi’nin 1 ve 2. maddelerinde de geçmektedir. Yani “vatanın bütünlüğünün ve bağımsızlığının tehlike altında olması” ve “İstanbul hükümetinin galip devletlerin etkisi altında olmasından dolayı üzerine düşen görevi yerine getirememekte olması”dır.

Milli Mücadele’nin Önemi

Milli Mücadele, Amasya Genelgesi’nde de yazdığı gibi, milletin bağımsızlığını kazanmasını sağlamak için başlayan zorlu bir süreçtir. Bu süreçte birçok aile dağılmış, birçok kadın dul kalmıştır. Birçok çocuk öksüz ya da yetim kalmış, birçok bebek doğamadan hayatını kaybetmiştir. Birçok anne ve baba yavrusunun öldüğünü ya da yaşadığını bilemeden yıllar geçirmiştir. Yaş, cinsiyet, ırk fark etmeksizin Osmanlı topraklarında yaşayan ve bağımsız bir hayat sürmek isteyen bütün insanlar bu mücadeleye katılmıştır. Artık eski gücüne asla kavuşamayacağı düşünülen bir devletten bir cumhuriyet kurmuştur: Türkiye Cumhuriyeti. 1923 ve sonrasındaki yıllarda, yani cumhuriyetin ilanından sonra, Türk milleti Atatürk ilke ve inkılaplarını kabul etmiştir. Bir sürü yenilik görmüş, refah ve bağımsız bir ülkede yaşamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması için gerek ailesinden, gerek kendisinden fedakârlık yaparak her şeyiyle mücadele eden Türk milleti; bu süreçte birçok zorlukla karşılaşmıştır. İtilaf Devletlerinin saldırılar düzenlemesi ve zulümleri artık katlanılmaz hale getirmesi. Türk milletinden olup mücadeleye katılmayı reddeden ve ayaklanmalar çıkaran küçük grupların İtilaf Devletlerine çalışarak mücadele sürecini zorlaştırması. Mustafa Kemal’in hain olarak görülmesi ve tutuklanma emirlerinin çıkarılması ve bunlar gibi daha birçok zorluk. Ancak bağımsızlık isteğini her zaman ayakta tutan Türk milleti bütün bu zorlukların üstesinden gelmiştir. Bu süreçte birçok kayıp verilmiştir.

Bağımsızlık için mücadele eden millet, “vatan sağ olsun” diyerek kendilerini topların tüfeklerin önüne atmıştır. Daha ortaokul çağındaki çocuklar, gebe kadınlar, bebeklerinin doğmasını dört gözle bekleyen babalar, yataklarından kalkamayacak kadar hasta olan yaşlı insanlar ve daha birçoğu bağımsızlık için silahlanmıştır. Orduya katılmış, cephane taşımıştır. Kısaca Türkiye Cumhuriyeti, bebeğinin battaniyesini mermilerin üzerine örten, son sözü “asker yavrularıma mermileri yetiştirebilseydim” diyen Şerife Bacı, mücadelenin ilk kurşununu sıkma cesaretini gösteren Hasan Tahsin, Mercimektepe’de Ermeni çetesi öldüren ve daha 17 yaşındayken şehit olan Çuhadar Ali ve daha niceleri sayesinde kurulmuştur.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Milli Mücadele Hazırlık Dönemi (Kongreler Dönemi) başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

yorum Yap